Halkla İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halkla İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Markafoni'de Sahte Ürün Mü Satılıyor? - Adidas Tabanlı Nike Ayakkabı Skandalı

Markafoni'de satılan Nike ayakkabıya ait ürün görselinde bulunan Adidas ayakkabı tabanı bir ekşisözlük kullanıcısının dikkatinden kaçmadı ve bunu sözlükte paylaştı.

adidas ayakkabı, nike ayakkabı, markafoni
Söz konusu ürün görseli bu
Bu, viral olsun diye bilinçli olarak hazırlanmış bir kampanya mıydı yoksa bir karışıklık mı oldu bilinmiyor. Ancak öne sürülen görüşe göre "böyle bir kampanya ancak Markafoni'ye zarar verir ve bunun bilinçli olarak yapılması pek ihtimaller dahilinde değil." Bu görüşe ben de katılıyorum.

Ekşisözlük'te yapılan yorumlar belirli bir nokta üzerinde toplanıyor. Öne çıkan görüşe göre "bu hata Markafoni'den değil, tedarikçi firmadan kaynaklanıyor ve böyle bir skandalın yaşanmış olması da Markafoni'de satılan ürünlerin orijinalliğini sorgulamamıza sebep olur."





Kriz İletişimi Ne Değildir? (PcDepo.com örneği)

Pcdepo.com fiyatlarının uygunluğu vesilesiyle isim yapmış online alışveriş sitelerinden birisidir. Elektronik ürün satın alacağı zaman fiyat karşılaştırma sitelerini kullanan insanların da ismine sıkça rastladığı bir e-ticaret sitesidir.

Norma Bilgisayar Dış Ticaret Şti. çatısı altında faaliyet gösteren siteyi yazımızın kahramanı yapan ise ne yazık ki başarıları değil, içine düştüğü durum ve bu durum karşısında tutunduğu tavır!

başarısız e-ticaret örnekler, online alışveriş sitesi, internetten alışveriş güvenli mi


Olay şu: pcdepo.com sitesinden alışveriş yapan pek çok insan sabırsızlık içerisinde kargo görevlisinin kapılarını çalmasını bekleyip, bilgisayarlarına kavuşmanın hayalini kurarken kendilerini bir anda Sibel Can'dan "ne gelen var ne giden" şarkısını dinlerken bulmuşlar.

Çünkü firma, aradan haftalar geçmesine rağmen ürünleri kargolamamış!

Bilgisayarları gelmeyen müşteriler defalarca firmayı aramışlar, telefonlara bakan olmamış. En sonunda çareyi firmanın merkez ofisine gitmekte bulmuşlar. Gitmişler ama bir de ne görsünler, resmen kapı duvar!

pcdepo.com batı mı, sahtecilik, dolandırıcılık

Olayların internet dünyasında iyice yayılmasının ardından şirket tarafından müşterilere şu mesaj gönderilmiş.

pcdepo.com batı mı, iflas mı etti

Daha sonra da internet sitelerinden aşağıdaki mesajı yayınlamışlar.

Kısaca belirtmek gerekirse, mesajda kurların yükselmesinden dolayı bir fark oluştuğu ve bu kur farkının ödenmesi halinde ürünlerin gönderilebileceği, aksi taktirde müşterilerin ödemelerinin iade edileceği söylenmiş. Buraya bir dipnot düşelim: bu bahsedilen ödemelerin iade süreci biraz uzun sürecek. Belki de birazdan biraz uzun sürecek!

pcdepo.com batı mı, kriz iletişimi, halkla ilişkiler, e-ticaret

Sanal marketler üzerinden yapılan alışverişlerde ürünlerin 30 gün içerisinde müşteriye teslim edilmesi gerekir, aksi taktirde müşteriler şirkete karşı alacak davası açabilirler. Ayrıca şirketin elinde olmayan ürünlerin sattığının belirlenmesi halinde Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında da işlem yapılabilir... Bunları ben değil, Avukat Alper Sarıca söylüyor.

Olayın hukuki ve ticari boyutu bir tarafa gelelim bizi ilgilendiren meseleye, yani İLETİŞİM kısmına. Hatta daha belirgin olarak şöyle söyleyelim: KRİZ İLETİŞİMİ kısmına!

Karşımızda tam bir kriz iletişimi faciası var!

"Olayın elle tutulur bir yanı yok!" diyecektim ki vazgeçtim. Haksızlık etmeyim, bir çırpınış var ortada. Ama çırpındıkça batmışlar. İçinde bulundukları durum tam bir bataklık.

Sıkı bir "Bear Grylls ile İnsan Doğaya Karşı - Man vs Wild" takipçisi olarak şunu söyleyebilirim: Şu bölümde de bahsedildiği üzere bir bataklığın içerisindeyseniz içinde bulunduğunuz durumun en kötü tarafı siz mücadele ettikçe bataklığın sizi daha fazla içine çekmesidir. Bataklıktan kurtulmak için yapmanız gereken şey ise sakin olmak ve bir yerden destek alarak önce bir bacağı, sonra diğer bacağı yukarıya kaldırmak ve emekleyerek yüzeye doğru çıkmaktır.

Videoyu izlerken bir kez daha fark ettim ki Bear Grylls'in o an içinde bulunduğu durum ile şirketin şu an içinde bulunduğu durum arasında pek çok yönden benzerlikler var. Videoyu mutlaka izleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Olaya dönecek olursak şirketin içinde bulunduğu bataklıktan kurtulmak için ihtiyaç duyduğu destek şirket dışından profesyonellerdir. Profesyonel bir iletişim ajansı, profesyonel bir finans danışman gibi...

Çocuğuna Facebook'ta sayfa açtırıp, gül fonunda özlü sözler ve börek tarifleri paylaşan Emine hanım teyzenin attığını düşündüğüm mesaj ve uyguladıkları iletişim stratejisine bakılırsa bu profesyonellerin yolu o şirketten henüz geçmemiş!

Şirketin yaptığı en büyük hata şüphesiz ki olayları bu noktaya taşımak!

Bahsi geçen kur değişikliği çok uzun bir dönemi kapsıyor. Kur değişikliğinin böylesine bir krize neden olması kabul edilebilir bir durum değil. Çünkü mantık basittir: kur değişirse fiyatlar da değişir! Kimse elindeki malı zararına satışa çıkarıp da "ben zarar ediyorum, bu malı gönderemem" diyemez.

Finansal açıdan sıkıntıdasınız, sipariş almaya da devam ediyorsunuz, ama ürünleri göndermiyorsunuz. Müşterileriniz size ulaşmaya çalışıyor, siz kayıplara karışıyorsunuz, Sonra işler çığırından çıkınca zorunlu olarak, amatörce bir açıklama yapıp insanları uzlaşmaya davet ediyorsunuz. Bunu yaparken de hukuktan, iletişimden bihabersiniz!

Şu aşamada şirket sahibine tavsiyem: önce ihtiyaç duyduğu profesyonelleri bulması daha sonra da terk ettiği ilkokul eğitimini tamamlamasıdır. (umarım ilkokul terktir, değilse milli eğitim sistemimiz açısından o daha kötü bir durum çünkü)

Bu arada şirketin içinde bulunduğu durum bataklık olsa da bunu avantaja çevirmek de mümkün.

Örneğin; şirket sahibinin bozuk Türkçesiyle attığı mesajı "samimiyet" ve "şirketinin arkasında durma" baremine ekleyebileceğimiz gibi bu kriz nedeniyle ana haber bültenlerine konu olan, internette hakkında yüzlerce olumsuz bilgi düşen, itibarı yerle bir olan şirketin finansal sorumları aşıp tüm müşterilerin mağduriyetini gidermesi bir "kahramanlık destanı"na da dönüşebilir.

Ama o kişilerde bunu başaracak potansiyeli göremiyorum ne yazık ki!

MUSTAFA ARSLAN

başarısız e-ticaret örnekleri, internetten alışveriş güvenli mi, kriz iletişimi nedir, halkla ilişkiler dersi kriz iletişimi örnekleri, pcdepo.com iflas mı etti battı mı, dolandırıcılık, şikayet var, online alışveriş sitesi





Televizyonda Sosyal Mesaj Kullanımı

Ürün yerleştirme, her gün defalarca kez televizyon ekranlarında maruz kaldığımız bir tanıtım biçimi.

Öyle ki hangi sahnede ürün yerleştirme yapıldığını dahi anlayamıyoruz. Dizi izlerken birden dondurma, cips, çikolata gibi şeyleri yeme istedi belirebiliyor.


televizyonda sosyal mesaj kullanımı, tv reklamları, kamu spotu, sosyal sorumluluk


Bazı ürün yerleştirmeler ise daha açık bir şekilde yapılıyor.

Amacım, ürün yerleştirme hakkında etik kurallarını sorgulamak değil.

Amacım, ürün yerleştirmenin bir başka boyutunu ortaya koymak... Yani, ürün yerleştirmenin sosyal sorumluluk amaçlı kullanımından bahsetmek.

Ürün yerleştirme, Türk televizyonlarında yaygınlaşmadan önce Sinan Çetin, Avrupa Yakası setinin pek çok yerine -özellikle muhallebici, dergi ofisi ve gazete bayinin bulunduğu sokak- kendi yapım şirketine ait filmlerin afişlerine yer verirdi.

avrupa yakası, veysel diker (tacettin), yavuz seçkin (sertaç)

Bunun yanı sıra sosyal mesaj içerikli afişlere de sıkça rastlardık Avrupa Yakası'nda.


avrupa yakası fatoş, televizyonda sosyal mesaj kullanımı, kamu spotu


Sosyal Sorumluluk içeren bu tarz uygulamaları ne yazık ki çok fazla yapımda göremiyoruz. Nedenini anlamak ise güç!

Öyle ki bu yöntemin kullanıldığını dahi unutmuştum. Ta ki Avrupa Yakası gibi yine bir Gülse Birsel dizisi olan Yalan Dünya'da LÖSEV afişine rastlayana kadar.

Ben bölümleri geriden takip ettiğim için 53. bölümü yeni seyrettim. Oysa Mayıs ayına ait bir gelişme bu.

Yalan Dünya dizisinin bazı sahnelerinde sosyal mesaj içerikli afişlere rastlıyoruz. Daha önceki bölümlerde de benzer uygulamaları görmüştüm ancak LÖSEV ile dikkatimi çekti.

LÖSEV de sosyal medya hesabından dizi ekibine teşekkür etmiş.

yalan dünya dizisi fotoğrafları


Bu tarz uygulamaları Gülse Birsel dizilerinde görmek tesadüf mü yoksa Gülse Birsel'in kendi hassasiyetinin bir sonucu mu bilemiyorum.

Afiş tanıtımının yanı sıra sosyal mesaj içerikli sahne kurgulayan diziler de oldu. Örneğin Leyla ile Mecnun dizisinde sıkça başvurulan bir yöntemdir bu.



Bu uygulamalar diziye ve kanala değer katan uygulamalardır. Sadece dizilerde değil, pek çok program türünde uygulamak mümkündür.

Benzer uygulamalar başka dizilerde de yapılmıştır muhakkak. Bunların sayısı çok az olmakla birlikte tarayıp buradan paylaşmak güç bir iştir.

Ben ekranda bu uygulamaları gördükçe mutlu oluyorum. Konunun birkaç insanın hassasiyetine bırakılmayıp sistematik bir hale dönüştürülmesini umuyorum.

Umarım hem STK'lar hem de yapımların halkla ilişkiler departmanları gerekli adımları atarlar ve bu uygulamaları daha sık görürüz ekranlarda.

MUSTAFA ARSLAN

sosyal sorumluluk projeleri, televizyonda sosyal sorumluluk, televizyon dizilerinden sosyal sorumluluk örnekleri, televizyon programlarında kamu spotu kullanımı, örnek sosyal sorumluluk projeleri, ürün yerleştirme olarak kamu spotu kullanma, televizyonun topluma örnek olması





Halkla ilişkilerde şeffaflık örneği: LC Waikiki'yi keşfetmeye hazır mısınız?

İç dünyasını insanlara aktaran firmalara hep hayranlık duydum. Dünya'da pekçok şirket kendi bünyesinden fotoğraflar, videolar paylaşarak çalışma prensibi ve çalışma hayatı hakkında insanlara bilgi veriyor.

Şeffaflık


Şeffaflık sağlayan bu davranış, halkla ilişkiler anlayışımın olmazsa olmazlarındandır.

Ülkemizde ise bu davranışı daha çok e-ticaret siteleri ve reklam/iletişim ajansları sergiliyor.

En son LC Waikiki'nin bu alanda yaptığı güzel bir çalışmaya denk geldim. Hem takdir ettiğim için hem de perakende sektöründe kariyer hedefi olanlara yol gösterici olacağını düşündüğüm için bu videoyu paylaşmak istiyorum.

Umarım benzerlerini daha sık görürüz.




MUSTAFA ARSLAN
  lc waikiki kariyer, halkla ilişkiler, insan kaynakları, işletmelerde şeffaflık uygulamaları, şeffaflık nedir, şeffaf yönetim nasıl olmalı





Müşteri İlişkileri ve İtibar Yönetimi aracı olarak Sosyal Medya

Günümüzde sosyal medya kullanan insan sayısı gittikçe artıyor. Sosyal medya kullananların pek çoğu da kullandıkları bir ürün veya hizmet hakkındaki görüşlerini takipçileriyle paylaşıyorlar.

Hal böyle olunca şirketlere de haklarında yazılanları takip etmek düşüyor. Bazı firmalar bu işlemi kendi içinde kurdukları birimlere yaptırmayı tercih ederken bazıları da bu iş için profesyonel ajanslarla çalışıyorlar.

sosyal medyada iletişim, müşteri hizmetleri, itibar yönetimi, müşteri ilişkileri


Bu işlemi kim yaparsa yapsın süreç standart işliyor: Diyelim A şahsı B firmasından aldığı bir hizmeti beğenmemiş ve bu durumu  twitter hesabı üzerinden takipçileriyle paylaşmış olsun. B firması, hakkında yapılan konuşmaları aratıyor ve A şahsının yaptığı olumsuz eleştiriye rastlıyor. Bu eleştiriyi A şahsının takipçileri de görüyor haliyle.  Bu da B şirketinin imajını zedeleyen bir durum yaratıyor.

Bu noktada B şirketinin yapması gerekenler bellidir.

  • A şahsı ile irtibata geçmek ve durum hakkında detaylı bilgi almak
  • A şahsına, yaşadığı memnuniyetsizliğin giderileceğine dair güvence vermek
  • Sorun hakkında yapılan eleştirinin doğruluğunu takip etmek.
  • Soruna çözüm üretmek.
  • Çözüme ilişkin müşteriye geri bildirim yapmak.
  • Müşteri sorunun çözümünden tatmin olmazsa yaşanan süreci baştan almak, ta ki sonuç üretene kadar.
sosyal medyada müşteri ilişkileri yönetimi şeması


Sosyal medyada sağlıklı bir müşteri ilişkisi ve itibar yönetimi bu şekilde yürütülürken yaşanan pek çok deneyim göstermiştir ki gerçekte yaşanan süreç bundan çok farklıdır.

B şirketi olumsuz eleştiriyi tespit edene kadar geçen aşamalar aynı olmakla birlikte süreç bu aşamadan sonra şekil değiştirmektedir.

Firmalar, müşterinin gönderisine; “İletişim bilgilerinizi mesaj olarak atınız, arkadaşlarımız sizinle ilgilenecektir” şeklinde kalıplaşmış bir  yorum bırakıyorlar. Bu şekilde, hem müşterisinin sorunuyla ilgilenen firma imajı çizip hem de müşterinin kendisini özel hissedeceğini düşünüyorlar.

A şahsı da B şirketinin bu çağrısına cevap verip, sorunun çözüm bulacağını umarak, iletişim bilgilerini gönderiyor.

Sosyal medyada müşteri ilişkileri ve itibar yönetimini sağlıklı bir şekilde yürüten firma ile bunu başaramayan firma arasındaki farklar bu noktadan sonra ortaya çıkıyor.

Bazı firmalar yaptığı çağrıyı unutuyorlar ve müşteriye dönüş dahi yapmıyorlar.

Bazı firmalar ise sorunu araştırma aşamasında afallıyorlar.

Netice 2 firma da müşterisinin sorununa çözüm üretemiyor.

Müşteri ilişkilerini yönetmek ve kurumsal imajı sağlamlaştırmak için yürütülen daha doğrusu bu amaçlarla yürütülmesi gereken bu işlemler, müşterisinin sorununa çözüm üretemeyen ve ilk örnekte olduğu gibi müşterisini ciddiye dahi almayan firma imajı olarak ger dönüyor.

Dolayısıyla şirketler sosyal medyada yapılan yorumları ciddiye almalı ve müşterisi ile doğrudan etkileşim kurduğu böylesine değerli bir mecrayı etkin bir şekilde kullanmayı öğrenmelidir.

MUSTAFA ARSLAN

müşteri ilişkileri yönetimi, sosyal medyada müşteri ilişkileri yönetimi, sosyal medya yönetimi, sosyal medyada yapılan hatalar, müşteri ilişkileri yönetiminde yapılan hatalar, müşteri ilişkileri yönetiminde karşılaşılan sorunlar, sosyal medyada imaj yönetimi, internette itibar yönetimi, kurumsal iletişim yönetimi, sosyal medya ve itibar yönetimi.





Her Bütçeye Göre Bir "Star" Vardır

Twitter’da en çok karşılaştığım durumlardan birisi, ünlü birisinin, kendisine ödül verdikleri için falanca üniversitesinin falanca kulübüne teşekkür mesajı yayınlamasıdır.

Bu ülkede ödül almayan dizimiz/programımız veya oyuncumuz/yönetmenimiz/senaristimiz var mıdır bilmiyorum.

İsmini bile duymadığım bir dizi yılın dizisi seçilebiliyor. Aynı şekilde oyuncusu yılın oyuncusu veya yönetmeni yılın yönetmeni…

Benim bir diziyi izlemiyor olmam veya daha önce duymamış olmam o diziyi başarısız kılmaz tabi ki. Ama başarı da bu kadar göreceli olmamalı. Bir ülkede 50 farklı otorite 50 farklı yılın dizisi seçiyorsa bu işte bir terslik var demektir.

ödül koleksiyonu, ödüller, yıldız


Bu tarz bir organizasyon düzenleyen bir kulübe üye olmadım şimdiye kadar.  Böyle bir ankete de maruz kalmadım. Bu seçimler nasıl yapılır, dahası bir grup insan bir araya gelip neden böyle seçimler yapma gereksinimi duyar bilmiyorum.

Ama kendimce bir fikrim var.

Bana kalırsa kendi alanında doğru düzgün bir iş başaramamış kulüpler, ben de buradayım mesajı vermek, ismini duyurmak için ses getirecek bir organizasyon yapma  peşine düşüyorlar.

Ses getirecek organizasyon ise tanınmış insanları bir araya getirip söyleşi ortamı oluşturmak.

O kadar tanınmış insanı bir araya getirmenin yolu ise onlara ödül vermek.

O kadar çok kulüp bu yola başvuruyor ki ünlüler de haliyle her organizasyona yetişemiyor. Kimilerine bizzat kendileri katılıyor; kimilerine ise nezaket amaçlı bir mesaj göndererek,” işlerinden dolayı katılamadıkları için özür dileyip, ödül için teşekkür ediyorlar.”

Sen misin ödül almaya gelmeyen!

Koskoca kulüp olarak organizasyon yap, ama beklenen ünlü şahsımız gelmesin. Olacak şey mi!

Hal böyle olunca kulüplerimiz de çareyi, sadece organizasyona gelecek kişilere ödül vermekte bulmuşlar. Organizasyona gelmeyecekse, sahnede ismini okuyup - tüm salona alkışlatıp da ödülü evine yollamanın ne anlamı var öyle değil mi?

Her okul farklı farklı yılın bilmem neyi ödülü veriyorsa bence tek sebebi budur.

Sanmıyorum ki, bir grup insana fikirlerini sordular da objektif yapılan anketlerin sonucunda verildi o ödüller.

Şimdi kimse çıkıp da ben yılın oyuncusuyum, ben yılın yönetmeniyim, ben yılın programcısıyım, ben yılın fenomeniyim, ben yılın şarkıcısıyım, ben yılın yazarıyım vs. demesin.

Üniversite kulüplerinin verdiği ödüller asla bir reyting ölçme yöntemi değildir, olamaz.

MUSTAFA ARSLAN

mustafa arslan, halkla ilişkiler, öğrenci kulüplerinde halkla ilişkiler, üniversite öğrenci kulübü etkinlik planlaması, öğrenci kulübüne ünlü birisini davet etmek, kulüp organizasyonuna nasıl ünlü birisi davet edilir