İtibar Yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İtibar Yönetimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster


Markafoni'de Sahte Ürün Mü Satılıyor? - Adidas Tabanlı Nike Ayakkabı Skandalı

Markafoni'de satılan Nike ayakkabıya ait ürün görselinde bulunan Adidas ayakkabı tabanı bir ekşisözlük kullanıcısının dikkatinden kaçmadı ve bunu sözlükte paylaştı.

adidas ayakkabı, nike ayakkabı, markafoni
Söz konusu ürün görseli bu
Bu, viral olsun diye bilinçli olarak hazırlanmış bir kampanya mıydı yoksa bir karışıklık mı oldu bilinmiyor. Ancak öne sürülen görüşe göre "böyle bir kampanya ancak Markafoni'ye zarar verir ve bunun bilinçli olarak yapılması pek ihtimaller dahilinde değil." Bu görüşe ben de katılıyorum.

Ekşisözlük'te yapılan yorumlar belirli bir nokta üzerinde toplanıyor. Öne çıkan görüşe göre "bu hata Markafoni'den değil, tedarikçi firmadan kaynaklanıyor ve böyle bir skandalın yaşanmış olması da Markafoni'de satılan ürünlerin orijinalliğini sorgulamamıza sebep olur."





Sosyal medya yönetiminde yapılan basmakalıp yanlışlar

n11.com başarılı bir kampanya başlatmış: Facebook'taki arkadaşlarınızı n11.com'a üye olmaya davet ediyorsunuz, üye olan her arkadaşınız için 2 tl kazanıyorsunuz. Başka bir deyişle, yaptığınız üye sayısının 2 katı kadar hediye tl kazanıyorsunuz.

sosyal medya


Kampanya güzel ama amacım kampanyadan bahsetmek değil. Amacım, sosyal medya yönetiminde yapılan basmakalıp uygulamaları eleştirmek.

Hemen hemen tüm markalar, hatta kurumlar sosyal medya hesaplarını aynı mantıkla yönetiyorlar: Bir duvarın arkasına, yani marka/kurum isminin arkasına gizlenerek, gerçeklikten uzak ve basmakalıp cümlelerle hesap yönetmeye çalışıyorlar.

Amaç, kullanıcıyla iletişim kurmak, onların sorunlarına çözüm üretmek veya tavsiyelerini dinlemek değil. Amaç, biz de burada varız imajı yaratmak. Ama gerçekten de varlar mı?

Kullanıcı ile konuşan kim? Kullanıcının ne dediğiyle gerçekten ilgileniyor mu? Dahası, kullanıcının ne yazdığını okudu mu?

n11 facebook kampanyası


Kişilik haklarını ihlal etmemek için, fotoğraf ve soy isimleri gizlediğim yukarıdaki resimden hareketle bunu açıklamaya çalışayım: Bir kullanıcı uygulamada sorun olduğunu yazmış; sayfa yönetimi ise kullanıcının iletişim bilgilerini istemiş. Normal bir diyalog, burada bir sıkıntı yok.

Bir başka kullanıcı ise hediye çekinin hangi alışverişlerde geçerli olduğunu sormuş. Yani, 50 tl çek ile 50 tl'lik alışveriş yapabilecek miyim diye merak ediyor kullanıcı. Sayfa yönetiminin cevabı ise, yukarıdaki soruya verilen cevapla aynı: kullanıcıdan iletişim bilgilerini istemiş.

Bu noktanın üzerinde biraz durmak istiyorum. Kullanıcının sorduğu soru gayet makul ve herkesi ilgilendiren bir soru. Dolayısıyla kullanıcının herkese açık olarak sorduğu soruya, sayfa yönetimi neden özel olarak cevap vermek istiyor? Ya da gerçekten cevap verecek mi? Cevap çok mu uzun veya çok mu karışık? Bu noktaya gelmeden önce, bu detay ilanda neden belirtilmedi?

Aklınıza pek çok soru gelebilir. Haklısınız da...

Sayfa yönetimiyle alakası olmayan bir başka kullanıcı ise bombayı patlatmış ve cevabı vermiş. Merak ediyorduk ya hani cevap çok mu uzun veya çok mu karışık diye; değilmiş! "Koşul şu: sepet tutarı, çekin tutarından 2 kat fazla olmalıdır."

Bu, ulu orta verilmeyecek bir cevap mı? Hayır! Anlaşılamayacak kadar karışık bir cevap mı? Hayır!

Buradan şu sonucu çıkarıyorum. Sayfa yönetimleri, kullanıcı ile iletişime geçmekten çekiniyorlar, hatta bazen onların yazdıklarını okumuyorlar bile. Soru işaretini gördükleri yere copy-paste yaparak kalıp cevaplar veriyorlar.

Ama kullanıcı bunları yutmuyor. "Kimseyi cevapsız bırakmadık, herkesin sorunuyla ilgilendik" imajı yarattıklarını sanıyorlar ama yanılıyorlar!

Kullanıcı, cevabı bulacağı yere yönlendirilmek değil, cevabın kendisini ister.

Sosyal medya yönetiminde, markaların arkasına saklanmaktan vazgeçip, ete kemiğe bürünmenin zamanı geldi de geçiyor bile. Modern yöntemler uygulayıp; kullanıcının ihtiyaçlarına cevap veren, ona özel olduğunu hissettiren, onunla etkileşim kurabilen kurumlar daha kalıcı ve başarılı olacaklar.

Basmakalıp düzende devam edenler ise "bu mecraya hiç girmesek daha iyiydi" diyecekler!

MUSTAFA ARSLAN


mustafa arslan, sosyal medya yönetimi, sosyal medya yönetiminde yapılan hatalar, kurumsal sosyal medya hesaplarının yönetimi, sosyal medyada marka hesapları, markalar sosyal medyada ne yapıyor, markaların sosyal medya performansları, sosyal medyada yapılan yanlışlar, halkla ilişkiler





Müşteri İlişkileri ve İtibar Yönetimi aracı olarak Sosyal Medya

Günümüzde sosyal medya kullanan insan sayısı gittikçe artıyor. Sosyal medya kullananların pek çoğu da kullandıkları bir ürün veya hizmet hakkındaki görüşlerini takipçileriyle paylaşıyorlar.

Hal böyle olunca şirketlere de haklarında yazılanları takip etmek düşüyor. Bazı firmalar bu işlemi kendi içinde kurdukları birimlere yaptırmayı tercih ederken bazıları da bu iş için profesyonel ajanslarla çalışıyorlar.

sosyal medyada iletişim, müşteri hizmetleri, itibar yönetimi, müşteri ilişkileri


Bu işlemi kim yaparsa yapsın süreç standart işliyor: Diyelim A şahsı B firmasından aldığı bir hizmeti beğenmemiş ve bu durumu  twitter hesabı üzerinden takipçileriyle paylaşmış olsun. B firması, hakkında yapılan konuşmaları aratıyor ve A şahsının yaptığı olumsuz eleştiriye rastlıyor. Bu eleştiriyi A şahsının takipçileri de görüyor haliyle.  Bu da B şirketinin imajını zedeleyen bir durum yaratıyor.

Bu noktada B şirketinin yapması gerekenler bellidir.

  • A şahsı ile irtibata geçmek ve durum hakkında detaylı bilgi almak
  • A şahsına, yaşadığı memnuniyetsizliğin giderileceğine dair güvence vermek
  • Sorun hakkında yapılan eleştirinin doğruluğunu takip etmek.
  • Soruna çözüm üretmek.
  • Çözüme ilişkin müşteriye geri bildirim yapmak.
  • Müşteri sorunun çözümünden tatmin olmazsa yaşanan süreci baştan almak, ta ki sonuç üretene kadar.
sosyal medyada müşteri ilişkileri yönetimi şeması


Sosyal medyada sağlıklı bir müşteri ilişkisi ve itibar yönetimi bu şekilde yürütülürken yaşanan pek çok deneyim göstermiştir ki gerçekte yaşanan süreç bundan çok farklıdır.

B şirketi olumsuz eleştiriyi tespit edene kadar geçen aşamalar aynı olmakla birlikte süreç bu aşamadan sonra şekil değiştirmektedir.

Firmalar, müşterinin gönderisine; “İletişim bilgilerinizi mesaj olarak atınız, arkadaşlarımız sizinle ilgilenecektir” şeklinde kalıplaşmış bir  yorum bırakıyorlar. Bu şekilde, hem müşterisinin sorunuyla ilgilenen firma imajı çizip hem de müşterinin kendisini özel hissedeceğini düşünüyorlar.

A şahsı da B şirketinin bu çağrısına cevap verip, sorunun çözüm bulacağını umarak, iletişim bilgilerini gönderiyor.

Sosyal medyada müşteri ilişkileri ve itibar yönetimini sağlıklı bir şekilde yürüten firma ile bunu başaramayan firma arasındaki farklar bu noktadan sonra ortaya çıkıyor.

Bazı firmalar yaptığı çağrıyı unutuyorlar ve müşteriye dönüş dahi yapmıyorlar.

Bazı firmalar ise sorunu araştırma aşamasında afallıyorlar.

Netice 2 firma da müşterisinin sorununa çözüm üretemiyor.

Müşteri ilişkilerini yönetmek ve kurumsal imajı sağlamlaştırmak için yürütülen daha doğrusu bu amaçlarla yürütülmesi gereken bu işlemler, müşterisinin sorununa çözüm üretemeyen ve ilk örnekte olduğu gibi müşterisini ciddiye dahi almayan firma imajı olarak ger dönüyor.

Dolayısıyla şirketler sosyal medyada yapılan yorumları ciddiye almalı ve müşterisi ile doğrudan etkileşim kurduğu böylesine değerli bir mecrayı etkin bir şekilde kullanmayı öğrenmelidir.

MUSTAFA ARSLAN

müşteri ilişkileri yönetimi, sosyal medyada müşteri ilişkileri yönetimi, sosyal medya yönetimi, sosyal medyada yapılan hatalar, müşteri ilişkileri yönetiminde yapılan hatalar, müşteri ilişkileri yönetiminde karşılaşılan sorunlar, sosyal medyada imaj yönetimi, internette itibar yönetimi, kurumsal iletişim yönetimi, sosyal medya ve itibar yönetimi.





Sosyal medyada yaptığımız paylaşımlara neden dikkat etmeliyiz? -- Haluk Levent örneği

Reklam üzerine yapılan araştırmalar göstermektedir ki mizah dozu yüksek ve vurucu içeriği olan reklamlar daha çok ilgi çekmektedir.

Sosyal medyada içerik paylaşımı konusunda benzer bir istatistiğe rastlamadım ama öyle tahmin ediyorum ki aynı durum burada da söz konusudur.

sosyal medya, social media


Özellikle twetter üzerinden gidecek olursak; 140 karakter sınırlaması ve nasıl daha çok retweet edilirim kaygısı birleşince bazen öyle şeyler söyleriz ki hiç istemeyeceğimiz durumlara düşebiliriz.

Siz bir sürü şey söylersiniz ama kurduğunuz bir cümle bir takipçiniz tarafından paylaşılır; aynı cümle takipçinizin sizinle hiçbir alakası olmayan takipçisi tarafından da paylaşılır; bu paylaşma zinciri bu şekilde devam eder...

Bir söz vardır, mutlaka bilirsiniz: "söyledikleriniz, karşınızdakinin anladığı kadardır" diye. Bu sözü biraz değiştirip, sonuç yerine kullanacak olursak şöyle bir değerlendirme yapabiliriz: "sosyal medyada söyledikleriniz, takipçilerinizin paylaştığı kadardır!"

Böyle bir değerlendirme yapmak haksızlık olur mu? Bence olmaz. Çünkü sosyal medyanın dinamik yapısı bunu gerektirir; sosyal medyada olaylar hızlı ve dengesiz gelişir.

Herhangi bir twitter kullanıcısı ekranında gördüğü tweetleri okurken bu kişi bunu neden söylemiş veya bu sözü söyleyen gerçekten o kişi mi diye düşünmez veya zahmet edip de araştırmaz. Bunları yapanlar varsa da azınlıktadır.

Bu sonuca, sosyal medya her gün yayılan asılsız ölüm haberlerinden çıkarım yaparak kolayca ulaşabiliriz.

Söylediklerim daha açıklayıcı olsun diye bundan sonra örnek bir tweet üzerinden gideceğim. Aşağıda paylaştığım tweet, Haluk Levent'in yaklaşık 130bin kişinin takip ettiği resmi twitter hesabından atılmış.

Bu tweeti ilk gördüğümde, muzip bir sözlük yazarının yönettiği bir parodi hesaptan atılmış sandım. Ama öyle değilmiş... Muhtemelen Haluk Levent de bu tarz hesapları takip ediyor ki onların kullandığı üsluptan etkilenmiş. Ama atladığı bir fark var: o hesaplar sahte iken bu gerçek!

Haluk Levent bu tweeti attı da ne oldu?

140 küsür favori, 160 küsür retweet ve 2 de mention. Bu da şu demek oluyor: 160 küsür retweet ile bu tweet binlerce kişiye ulaşmış ve 2 kişi de içeriğin aslı ile ilgilenerek etkileşime geçmiş. Bir de atlanmaması gereken 130bin kendi takipçisi var tabi. (bu sayıların yazıyı yazdığım an için geçerli olduğunu unutmayın)

haluk levent twitter hesabı, sosyal medya


O tweeti gördüğünüzde aklınıza ne gelir? Benim aklıma, Haluk Levent'in sadece Kuyucak'ı değil, Rock'n Coke kadar büyük olmayan bütün dernek ve festival konserleri ile o konserleri düzenleyen kurum ve yerleşimleri küçümsediğini düşündüm. Bunun neticesinde de, benim zihnimde kendisine karşı olumsuz bir düşünce oluştu.

haluk levent twitter, sosyal medya


Olayın aslını ise "Haluk Levent böyle biri değildir, mutlaka bu işin içinde başka bir iş var. Kendisini severim, aklımda bu tweetle kalmasın, mutlaka bu işin aslını öğren" diye kendime telkinde bulunup, işin aslını araştırınca öğrendim.

Peki benim yaptığımı kaç kişi yapmıştır? Bu tarz bir açıklamayı Haluk Levent değil de bir başkası yapmış olsaydı veya bir marka yapmış olsaydı yine bu şekilde merak edip bu işin peşine düşer miydim? Cevaptan emin değilim!

Bu yaşananları daha da somutlaştıralım...

En kötü ihtimal üzerinden gidiyorum... Haluk Levent o tweeti attı, 130 bin kullanıcısı bunu okudu. O da yetmezmiş gibi 160 kişi bunu retweet etti ve o 160 kişiyi takip eden binlerce kişi de bunu okudu. Bu tweeti okuyan yüz binlerce kişi, "yazıklar olsun sana Haluk Levent" dedi ve işin aslını öğrenmeden ekranında gördüğü diğer tweetleri okumaya geçti... Biraz daha sınırları zorlayalım: bu konu arkadaş dedikodularına malzeme oldu, işgüzar bir gazeteci veya blog yazarı bunu haber yaptı...

Geçmiş olsun Haluk Levent!

Bundan sonra olayın aslını açıklamak için atacağın hiçbir tweet o kişilere ulaşmayacak!

Yine en kötü ihtimali değerlendirerek konuşuyorum: kimse olayın asıl yüzünü bilmeyecek; seni, o tweeti atan kişi olarak hatırlayacaklar!

Bir mizah uğruna değer mi peki? O konu da Haluk Levent'in bileceği iştir.

Buraya kadar Haluk Levent üzerinden geldik. Sonucu da Haluk Levent üzerinden genelleyerek yapalım.

Haluk Levent bu durumdan nasıl kurtulur?

Bu aşamadan sonra yapılacak hiçbir PR çalışmasının, aynı kişilere ulaşacağının garantisi yok. Dolayısıyla bu durumdan kurtulmanın en kolay ve garanti yolu, o tweeti hiç atmamak.

Sosyal medyada, "yanlış anlaşıldım, ben aslında onu demek istememiştim, söylediklerim çarpıtıldı, o açıklamalarımın devamı da vardı" gibi bahanelere yer yok. Söylemek istediğiniz neyse onu söyleyeceksiniz. Ve en önemlisi de 140 karakterin önemini kavrayacak; söylediklerinizin değerlendirmesini art arda attığınız tweetlerle değil, attığınız her bir tweet ile yapacaksınız.

Tek bir olay ve tek bir mecra üzerinden örnek vererek naçizane bir tavsiyede bulundum. İletişim profesyonel bir iştir, bunun bilincinde olmanızda fayda var.

MUSTAFA ARSLAN

sosyal medya yönetimi, sosyal medyada neler paylaşmalıyız, sosyal medyada neler paylaşmamalıyız, sosyal medyada yapılan yanlışlar, sosyal medyada yapılan hatalar, internette yapılan yanlış paylaşımlar, twitterdaki ünlüler, halkla ilişkiler, imaj yönetimi, itibar yönetimi, kriz iletişimi